Tasavvufi Sohbetler Şeyh Eşref Efendi
Bismillahirrahmanirrahim

Sövene dilsiz gerek

Şeyh Eşref Efendi | Berlin,  09.01.2015
  • Meded ya Sultan ul Evliya
    ya Ricalallah. Ey sonsuz melekutün Sahibi meded.

    Esselamu aleykum
    Hoşgeldiniz, ya eyyuhel hazirun, ey şerefli misafirlerimiz, şeref verdiniz şeref alasınız .

    Bu toplantımız Allah için olan bir toplantıdır. Allah için olan her şeye göklerden rahmet yağar. Üzerimize rahmet yağsın Her türlü dert bizden alınsın inşallah.

    Buyrun Rabbimizin şerefli Adı ilen sohbetimize başlayalım.
    Ruhaniyetlerimiz şenlensin.
    Zikir:Bismillahirrahmanirrahim

    Destur ya Seyyidi ya Mevlana meded. Yerlerin ve göklerin sahibi olan Rabbimizden Onun Evliyalarından Izin isteyelim izin ile söyleyelim inşallah.
    Kim nefsinden söylerse yanlış söyler. Allah bizi nefsimizden söyletmesin.

    Bu bir sohbettir.
    "Tarikatun es sohba ve hayrun fiy cemia" demiş Şahı Nakşibendi hazretleri.
    Yani işimiz sohbettir ve doğru olanı insanlara tavsiyedir demiş. Niye böyle demiş ?
    Çünkü her Sohbette bir nasihat yani nefsimizin hastalığına iyi gelecek bir ilaç gizlidir.

    Nefs hastadır.
    Çünkü her nefs bu dunyaya hasta doğar tedaviye ihtiyacı vardır. Tedavi görmeyen nefs sahibine ne bu dünyada ne ahirette rahat yüzü göstermez.
    Nefse tedavi şarttır.

    Tarikat i Nakşibendi-Rabbani dediğin de bir manevî Kliniktir, nefs hastalıklarında uzman hastanedir o.

    Şeyh bu manevi hastanede Klinikte başhekim misali orada hazır olan kimselere nefsi tedavi uygular. Onlarlan Sohbet eder ve her sohbeti bu insanların nefsi için bir tavsiyedir, her tavsiye gizli bir ilaçtır.

    Nitekim Hekimin hastasına ilk tedavisi nedir?
    Ona verdiği tavsiyedir.
    Hekimin tavsiyesine göre hareket etmeyen hasta ya daha çok hasta olur ya çok yaşamaz ölür.

  • Hasta için asıl ilaç hekimin ona verdiği tavsiyedir. Doktorunu dinleyen sağlıklı yaşar.

    Şimdi Ebola diyorlar. Ebola deye bir Virüs varmış.
    Yaklaşanı öldürüyor.
    Dunya alarmda.

    Hususi özel elbise giyinmeyen ve hastaya dikkatli yaklaşmasını bilmeyeni o Virüs sokar öldürür. Dikkat şarttır.

    Nefs Virüsünü nasıl düşünüyorsun ey insan?
    Ebola nefs Virüsünün yanında çok masum kalır.

    Nefsi terbiye görmeyen insanın kendine ve insanlara vereceği zararı hiç bir Ebola Virüsü veremez.

    Manevi Tedavi görmemiş her nefis vahşidir saldırgandır. Ne insanları sevebilir ne insanlara kendini sevdirebilir.

    Çok zordur öyle insanlarla beraber olabilmek herkes ondan kaçar Ebola Virüsünden kaçmak lazım geldiği gibi.

    Bakınız dünyamızda neler oluyor ...uzak Doğu yakın Doğu. ..bir kısım insanlar bir kısım insanların zulmunden evlerini barklarını bırakıp kaçıyor.

    Kimden kaçıyor. ?
    Sevmesini ve sevilmesini bilmeyen beceremeyen vahşi insanlardan kaçıyor.
    Istanbul da ve Türkiyenin çeşitli bölgelerinde onlardan çok gördüm.

    "Kimden kaçıyorsunuz?"
    dedim.
    "Nefsi Vahşi kudurmuş insanlardan kaçıyoruz Şeyh" dediler.

    Onun için en iyi nasihat ilaç nedir insana?
    İnsanları sevelim sevilelim...

    Ilâhi Aşk a giden yol bundan geçer. "Sev ve sevil."

    Nasıl sevelim nasıl kendimizi sevdirelim?

  • İnsanların kusurlarını affet onları kusurlarına rağmen sev onlara yumuşak ol ki, onlarda seni sevsin.

    Nitekim Cenabı Hak Kuranda buyuruyor:
    "Ey Resulum senin insanlara yumuşak davranman Allah'ın onlara olan merhametinin bir temsilidir.

    Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından hemen dağılıverirlerdi.
    Öyleyse onlara yumuşak ol, onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile!"

    Evet insanlara ve hatalarına karşı nefsimize ne kadar zorda gelse affedici ve anlayışlı olacağız. Çünkü herkes edep bilmez muhabbeti sevmeyi sevilmeyi beceremez.

    Sevginin sevmenin bir yükü ve yükümlülüğü vardır bunu herkes çekemez.

    Çünkü insan tabiatı icabı bir ağacın meyvesi gibidir ham gelir dunyaya aşı ilen olgunlaşmak ister terbiye ister.

    Aşı görmeyen terbiye görmeyen İnsan hayvan sıfatlıdır elinden dilinden çok çekersin.
    Derviş i Ekber Yunus ne güzel der: "Vurana elsiz gerek sövene dilsiz gerek."

    Derviş Yunus Aşıklar Sultanıdır 40 sene Şeyh kapısında hiç durmadan nefsine sevmeyi ve sevilmeyi öğretmek için kamçı vurduran kimsedir o.

    Nitekim Dervişlerin Sultanı Yunus Emre bir gün dergah için dağdan odun toplamış dergaha doğru yürümekteymis.

    Şeyhi olan kimse onu dergaha doğru odun yüklenmiş gelirken görünce pencereden müridlerinden birine hemen demiş ki:
    "Git Yunusa biraz eziyet et.
    Bak sana nasıl karşılık verecek."

    Bu mürid varıp Yunus'un arkasından yaklaşmış ve ayaklarına ve kalçalarına elindeki dikenli dalı Dergâh kapısına gelinceye dek sürttürüp durmuş. Öyle ki Yunusun her tarafı yara bere olmuş.

    Kapının önüne kadar hiçbir şey demiyor Yunus Emre ks. Kapının önünde o dervişe dönüp demiş ki:

  • "Bırak bunları ey can biz nefsimizi çoktan bizim köy'de bıraktık. İnsanların eziyeti bize dokunmaz."

    Bunu işiten Mürid doğru şeyhine koşmuş.
    Şeyh sormuş: "Yunus ne dedi?"

    Mürid: " nefsimizi bizim köy'de bıraktık." diyor.
    Şeyh demiş ki: "Demek hâlâ nefsini hatırlıyor. Olmaz, nefsini tamamıyla unutana kadar biraz daha eziyet devam çekmesi lâzım."

    Evet insan tamamıyla nefsinden geçmeden başkasını gerçekten sevmiş olamaz.

    Çok Insanlar geliyor bana.
    "Ne için geldiniz" diyorum.
    " Ya Şeyh biz İlahi Aşk ı arıyoruz onun için geldik" diyorlar.

    Aşk ı muhabbet bir makamdır o, en yüce makam. Kolay makam değil ki bu" diyorum onlara.
    Insanları sevmeyi bilmeden affetmeyi bilmeden erişemezsin o makama. Kim ki Allaha ulaşmaya ilahi Aşka taliptir, o kimse evvela Allahın yarattıklarına ünsiyet edecektir.
    Onları sevecek sayacak ve kusurlarını affedebilecektir.
    Niye?
    Çünkü insanın Allah ile ilâhi Aşk ile arasında yine diğer insan vardır. Insanları sevmeden Allah Aşkına ulaşılmaz.

    Lazım olan nedir?
    ilk evvela İnsanların kusurlarını affetmeyi hoş görmeyi öğrenmektir becermektir.

    Onun için Hak dostları öyle derler:
    "Dövme döverler,
    sövme söverler.
    Seversen severler ."
    Çünkü her söz her hareket bir Bumerang gibidir sonunda yine sana geri döner.

    Hikaye:
    Harun Reşit bahçesindeki bir gülü göstererek bahçıvanının buna çok özen göstermesini istemiş.

  • Bahçıvan bütün dikkat ve özeni gösterirken bir sabah geldiğinde bir bülbülün onun bütün yapraklarını parçaladığını, müdahale imkânı kalmadan da uçtuğunu görmüş. Korku ve heyecanla bunu Harun Reşit'e anlatmış.

    Harun Reşit "Merak etme evladım, bülbülün yaptığı yanına kalmaz." demiş.

    Aradan zaman geçmiş. Bahçıvan bahçede gezerken gülü parçalayan bülbülün bir yılan tarafından yutulduğunu görmüş. Yine durumu HarunReşide iletmiş.

    Harun Reşit yine "Merak etme evladım, yılanın da yaptığı yanına kalmaz." demiş.

    Bir süre sonra bahçıvan, bahçede gezerken yanından geçen yılanı kürekle vurarak öldürmüş.

    Harun Reşide bu durumu söylediğinde, Harun Reşit "Merak etme senin de yaptığın yanına kalmaz." demiş.

    Bahçıvan Harun Reşit'e karşı işlediği bir suç nedeniyle idama mahkûm edilmiş. İdamdan önce son diyecekleri sorulmuş. Bahçıvan "Harun Reşit'in gelmesini istiyorum.Bir çift sözüm var ona söyleyecek" demiş.

    Harun Reşit'e durumun iletilmesi üzerine Harun Reşit gelmiş. Bahçıvan son söz olarak, "Bülbül gülü parçaladı, yaptığı yanına kalmadı. Onu da yılan yuttu.

    Yılanın da yaptığı yanına kalmadı. Onu da ben öldürdüm. Benim de yaptığım yanıma kalmadı. Beni de siz idam ettiriyorsunuz.

    Peki, sizin yaptığınız yanınıza kalacak mı?" demiş.

    Harun Reşit derin derin düşündükten sonra
    "Yürü evladım, seni affettim." demiş.

    Ey dost!
    Sana kötülük yapanı affet.
    Affet ki sende affedilesin. Bu dünyada kimse kusursuz değil.

    Sev ki sevilesin. Say ki sayılasın.
    Bu bir Hak nasihattır her nefsin ilacıdır.

  • Tadı belki çok acıdır lakin neticesi baldan da tatlıdır.

    Bu kadar yetişir.
    Görüşme saatimiz dolmuştur.
    Soviel reicht.
    Die Behandlungszeit ist um...
    Allaha emanet ederiz hepinizi.

  • Meded ya Sultan ul Evliya
    ya Ricalallah. Ey sonsuz melekutün Sahibi meded.

    Esselamu aleykum
    Hoşgeldiniz, ya eyyuhel hazirun, ey şerefli misafirlerimiz, şeref verdiniz şeref alasınız .

    Bu toplantımız Allah için olan bir toplantıdır. Allah için olan her şeye göklerden rahmet yağar. Üzerimize rahmet yağsın Her türlü dert bizden alınsın inşallah.

    Buyrun Rabbimizin şerefli Adı ilen sohbetimize başlayalım.
    Ruhaniyetlerimiz şenlensin.
    Zikir:Bismillahirrahmanirrahim

    Destur ya Seyyidi ya Mevlana meded. Yerlerin ve göklerin sahibi olan Rabbimizden Onun Evliyalarından Izin isteyelim izin ile söyleyelim inşallah.
    Kim nefsinden söylerse yanlış söyler. Allah bizi nefsimizden söyletmesin.

    Bu bir sohbettir.
    "Tarikatun es sohba ve hayrun fiy cemia" demiş Şahı Nakşibendi hazretleri.
    Yani işimiz sohbettir ve doğru olanı insanlara tavsiyedir demiş. Niye böyle demiş ?
    Çünkü her Sohbette bir nasihat yani nefsimizin hastalığına iyi gelecek bir ilaç gizlidir.

    Nefs hastadır.
    Çünkü her nefs bu dunyaya hasta doğar tedaviye ihtiyacı vardır. Tedavi görmeyen nefs sahibine ne bu dünyada ne ahirette rahat yüzü göstermez.
    Nefse tedavi şarttır.

    Tarikat i Nakşibendi-Rabbani dediğin de bir manevî Kliniktir, nefs hastalıklarında uzman hastanedir o.

    Şeyh bu manevi hastanede Klinikte başhekim misali orada hazır olan kimselere nefsi tedavi uygular. Onlarlan Sohbet eder ve her sohbeti bu insanların nefsi için bir tavsiyedir, her tavsiye gizli bir ilaçtır.

    Nitekim Hekimin hastasına ilk tedavisi nedir?
    Ona verdiği tavsiyedir.
    Hekimin tavsiyesine göre hareket etmeyen hasta ya daha çok hasta olur ya çok yaşamaz ölür.

  • Hasta için asıl ilaç hekimin ona verdiği tavsiyedir. Doktorunu dinleyen sağlıklı yaşar.

    Şimdi Ebola diyorlar. Ebola deye bir Virüs varmış.
    Yaklaşanı öldürüyor.
    Dunya alarmda.

    Hususi özel elbise giyinmeyen ve hastaya dikkatli yaklaşmasını bilmeyeni o Virüs sokar öldürür. Dikkat şarttır.

    Nefs Virüsünü nasıl düşünüyorsun ey insan?
    Ebola nefs Virüsünün yanında çok masum kalır.

    Nefsi terbiye görmeyen insanın kendine ve insanlara vereceği zararı hiç bir Ebola Virüsü veremez.

    Manevi Tedavi görmemiş her nefis vahşidir saldırgandır. Ne insanları sevebilir ne insanlara kendini sevdirebilir.

    Çok zordur öyle insanlarla beraber olabilmek herkes ondan kaçar Ebola Virüsünden kaçmak lazım geldiği gibi.

    Bakınız dünyamızda neler oluyor ...uzak Doğu yakın Doğu. ..bir kısım insanlar bir kısım insanların zulmunden evlerini barklarını bırakıp kaçıyor.

    Kimden kaçıyor. ?
    Sevmesini ve sevilmesini bilmeyen beceremeyen vahşi insanlardan kaçıyor.
    Istanbul da ve Türkiyenin çeşitli bölgelerinde onlardan çok gördüm.

    "Kimden kaçıyorsunuz?"
    dedim.
    "Nefsi Vahşi kudurmuş insanlardan kaçıyoruz Şeyh" dediler.

    Onun için en iyi nasihat ilaç nedir insana?
    İnsanları sevelim sevilelim...

    Ilâhi Aşk a giden yol bundan geçer. "Sev ve sevil."

    Nasıl sevelim nasıl kendimizi sevdirelim?

  • İnsanların kusurlarını affet onları kusurlarına rağmen sev onlara yumuşak ol ki, onlarda seni sevsin.

    Nitekim Cenabı Hak Kuranda buyuruyor:
    "Ey Resulum senin insanlara yumuşak davranman Allah'ın onlara olan merhametinin bir temsilidir.

    Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından hemen dağılıverirlerdi.
    Öyleyse onlara yumuşak ol, onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile!"

    Evet insanlara ve hatalarına karşı nefsimize ne kadar zorda gelse affedici ve anlayışlı olacağız. Çünkü herkes edep bilmez muhabbeti sevmeyi sevilmeyi beceremez.

    Sevginin sevmenin bir yükü ve yükümlülüğü vardır bunu herkes çekemez.

    Çünkü insan tabiatı icabı bir ağacın meyvesi gibidir ham gelir dunyaya aşı ilen olgunlaşmak ister terbiye ister.

    Aşı görmeyen terbiye görmeyen İnsan hayvan sıfatlıdır elinden dilinden çok çekersin.
    Derviş i Ekber Yunus ne güzel der: "Vurana elsiz gerek sövene dilsiz gerek."

    Derviş Yunus Aşıklar Sultanıdır 40 sene Şeyh kapısında hiç durmadan nefsine sevmeyi ve sevilmeyi öğretmek için kamçı vurduran kimsedir o.

    Nitekim Dervişlerin Sultanı Yunus Emre bir gün dergah için dağdan odun toplamış dergaha doğru yürümekteymis.

    Şeyhi olan kimse onu dergaha doğru odun yüklenmiş gelirken görünce pencereden müridlerinden birine hemen demiş ki:
    "Git Yunusa biraz eziyet et.
    Bak sana nasıl karşılık verecek."

    Bu mürid varıp Yunus'un arkasından yaklaşmış ve ayaklarına ve kalçalarına elindeki dikenli dalı Dergâh kapısına gelinceye dek sürttürüp durmuş. Öyle ki Yunusun her tarafı yara bere olmuş.

    Kapının önüne kadar hiçbir şey demiyor Yunus Emre ks. Kapının önünde o dervişe dönüp demiş ki:

  • "Bırak bunları ey can biz nefsimizi çoktan bizim köy'de bıraktık. İnsanların eziyeti bize dokunmaz."

    Bunu işiten Mürid doğru şeyhine koşmuş.
    Şeyh sormuş: "Yunus ne dedi?"

    Mürid: " nefsimizi bizim köy'de bıraktık." diyor.
    Şeyh demiş ki: "Demek hâlâ nefsini hatırlıyor. Olmaz, nefsini tamamıyla unutana kadar biraz daha eziyet devam çekmesi lâzım."

    Evet insan tamamıyla nefsinden geçmeden başkasını gerçekten sevmiş olamaz.

    Çok Insanlar geliyor bana.
    "Ne için geldiniz" diyorum.
    " Ya Şeyh biz İlahi Aşk ı arıyoruz onun için geldik" diyorlar.

    Aşk ı muhabbet bir makamdır o, en yüce makam. Kolay makam değil ki bu" diyorum onlara.
    Insanları sevmeyi bilmeden affetmeyi bilmeden erişemezsin o makama. Kim ki Allaha ulaşmaya ilahi Aşka taliptir, o kimse evvela Allahın yarattıklarına ünsiyet edecektir.
    Onları sevecek sayacak ve kusurlarını affedebilecektir.
    Niye?
    Çünkü insanın Allah ile ilâhi Aşk ile arasında yine diğer insan vardır. Insanları sevmeden Allah Aşkına ulaşılmaz.

    Lazım olan nedir?
    ilk evvela İnsanların kusurlarını affetmeyi hoş görmeyi öğrenmektir becermektir.

    Onun için Hak dostları öyle derler:
    "Dövme döverler,
    sövme söverler.
    Seversen severler ."
    Çünkü her söz her hareket bir Bumerang gibidir sonunda yine sana geri döner.

    Hikaye:
    Harun Reşit bahçesindeki bir gülü göstererek bahçıvanının buna çok özen göstermesini istemiş.

  • Bahçıvan bütün dikkat ve özeni gösterirken bir sabah geldiğinde bir bülbülün onun bütün yapraklarını parçaladığını, müdahale imkânı kalmadan da uçtuğunu görmüş. Korku ve heyecanla bunu Harun Reşit'e anlatmış.

    Harun Reşit "Merak etme evladım, bülbülün yaptığı yanına kalmaz." demiş.

    Aradan zaman geçmiş. Bahçıvan bahçede gezerken gülü parçalayan bülbülün bir yılan tarafından yutulduğunu görmüş. Yine durumu HarunReşide iletmiş.

    Harun Reşit yine "Merak etme evladım, yılanın da yaptığı yanına kalmaz." demiş.

    Bir süre sonra bahçıvan, bahçede gezerken yanından geçen yılanı kürekle vurarak öldürmüş.

    Harun Reşide bu durumu söylediğinde, Harun Reşit "Merak etme senin de yaptığın yanına kalmaz." demiş.

    Bahçıvan Harun Reşit'e karşı işlediği bir suç nedeniyle idama mahkûm edilmiş. İdamdan önce son diyecekleri sorulmuş. Bahçıvan "Harun Reşit'in gelmesini istiyorum.Bir çift sözüm var ona söyleyecek" demiş.

    Harun Reşit'e durumun iletilmesi üzerine Harun Reşit gelmiş. Bahçıvan son söz olarak, "Bülbül gülü parçaladı, yaptığı yanına kalmadı. Onu da yılan yuttu.

    Yılanın da yaptığı yanına kalmadı. Onu da ben öldürdüm. Benim de yaptığım yanıma kalmadı. Beni de siz idam ettiriyorsunuz.

    Peki, sizin yaptığınız yanınıza kalacak mı?" demiş.

    Harun Reşit derin derin düşündükten sonra
    "Yürü evladım, seni affettim." demiş.

    Ey dost!
    Sana kötülük yapanı affet.
    Affet ki sende affedilesin. Bu dünyada kimse kusursuz değil.

    Sev ki sevilesin. Say ki sayılasın.
    Bu bir Hak nasihattır her nefsin ilacıdır.

  • Tadı belki çok acıdır lakin neticesi baldan da tatlıdır.

    Bu kadar yetişir.
    Görüşme saatimiz dolmuştur.
    Soviel reicht.
    Die Behandlungszeit ist um...
    Allaha emanet ederiz hepinizi.

  • Meded ya Sultan ul Evliya
    ya Ricalallah. Ey sonsuz melekutün Sahibi meded.

    Esselamu aleykum
    Hoşgeldiniz, ya eyyuhel hazirun, ey şerefli misafirlerimiz, şeref verdiniz şeref alasınız .

    Bu toplantımız Allah için olan bir toplantıdır. Allah için olan her şeye göklerden rahmet yağar. Üzerimize rahmet yağsın Her türlü dert bizden alınsın inşallah.

    Buyrun Rabbimizin şerefli Adı ilen sohbetimize başlayalım.
    Ruhaniyetlerimiz şenlensin.
    Zikir:Bismillahirrahmanirrahim

    Destur ya Seyyidi ya Mevlana meded. Yerlerin ve göklerin sahibi olan Rabbimizden Onun Evliyalarından Izin isteyelim izin ile söyleyelim inşallah.
    Kim nefsinden söylerse yanlış söyler. Allah bizi nefsimizden söyletmesin.

    Bu bir sohbettir.
    "Tarikatun es sohba ve hayrun fiy cemia" demiş Şahı Nakşibendi hazretleri.
    Yani işimiz sohbettir ve doğru olanı insanlara tavsiyedir demiş. Niye böyle demiş ?
    Çünkü her Sohbette bir nasihat yani nefsimizin hastalığına iyi gelecek bir ilaç gizlidir.

    Nefs hastadır.
    Çünkü her nefs bu dunyaya hasta doğar tedaviye ihtiyacı vardır. Tedavi görmeyen nefs sahibine ne bu dünyada ne ahirette rahat yüzü göstermez.
    Nefse tedavi şarttır.

    Tarikat i Nakşibendi-Rabbani dediğin de bir manevî Kliniktir, nefs hastalıklarında uzman hastanedir o.

    Şeyh bu manevi hastanede Klinikte başhekim misali orada hazır olan kimselere nefsi tedavi uygular. Onlarlan Sohbet eder ve her sohbeti bu insanların nefsi için bir tavsiyedir, her tavsiye gizli bir ilaçtır.

    Nitekim Hekimin hastasına ilk tedavisi nedir?
    Ona verdiği tavsiyedir.
    Hekimin tavsiyesine göre hareket etmeyen hasta ya daha çok hasta olur ya çok yaşamaz ölür.

  • Hasta için asıl ilaç hekimin ona verdiği tavsiyedir. Doktorunu dinleyen sağlıklı yaşar.

    Şimdi Ebola diyorlar. Ebola deye bir Virüs varmış.
    Yaklaşanı öldürüyor.
    Dunya alarmda.

    Hususi özel elbise giyinmeyen ve hastaya dikkatli yaklaşmasını bilmeyeni o Virüs sokar öldürür. Dikkat şarttır.

    Nefs Virüsünü nasıl düşünüyorsun ey insan?
    Ebola nefs Virüsünün yanında çok masum kalır.

    Nefsi terbiye görmeyen insanın kendine ve insanlara vereceği zararı hiç bir Ebola Virüsü veremez.

    Manevi Tedavi görmemiş her nefis vahşidir saldırgandır. Ne insanları sevebilir ne insanlara kendini sevdirebilir.

    Çok zordur öyle insanlarla beraber olabilmek herkes ondan kaçar Ebola Virüsünden kaçmak lazım geldiği gibi.

    Bakınız dünyamızda neler oluyor ...uzak Doğu yakın Doğu. ..bir kısım insanlar bir kısım insanların zulmunden evlerini barklarını bırakıp kaçıyor.

    Kimden kaçıyor. ?
    Sevmesini ve sevilmesini bilmeyen beceremeyen vahşi insanlardan kaçıyor.
    Istanbul da ve Türkiyenin çeşitli bölgelerinde onlardan çok gördüm.

    "Kimden kaçıyorsunuz?"
    dedim.
    "Nefsi Vahşi kudurmuş insanlardan kaçıyoruz Şeyh" dediler.

    Onun için en iyi nasihat ilaç nedir insana?
    İnsanları sevelim sevilelim...

    Ilâhi Aşk a giden yol bundan geçer. "Sev ve sevil."

    Nasıl sevelim nasıl kendimizi sevdirelim?

  • İnsanların kusurlarını affet onları kusurlarına rağmen sev onlara yumuşak ol ki, onlarda seni sevsin.

    Nitekim Cenabı Hak Kuranda buyuruyor:
    "Ey Resulum senin insanlara yumuşak davranman Allah'ın onlara olan merhametinin bir temsilidir.

    Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından hemen dağılıverirlerdi.
    Öyleyse onlara yumuşak ol, onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile!"

    Evet insanlara ve hatalarına karşı nefsimize ne kadar zorda gelse affedici ve anlayışlı olacağız. Çünkü herkes edep bilmez muhabbeti sevmeyi sevilmeyi beceremez.

    Sevginin sevmenin bir yükü ve yükümlülüğü vardır bunu herkes çekemez.

    Çünkü insan tabiatı icabı bir ağacın meyvesi gibidir ham gelir dunyaya aşı ilen olgunlaşmak ister terbiye ister.

    Aşı görmeyen terbiye görmeyen İnsan hayvan sıfatlıdır elinden dilinden çok çekersin.
    Derviş i Ekber Yunus ne güzel der: "Vurana elsiz gerek sövene dilsiz gerek."

    Derviş Yunus Aşıklar Sultanıdır 40 sene Şeyh kapısında hiç durmadan nefsine sevmeyi ve sevilmeyi öğretmek için kamçı vurduran kimsedir o.

    Nitekim Dervişlerin Sultanı Yunus Emre bir gün dergah için dağdan odun toplamış dergaha doğru yürümekteymis.

    Şeyhi olan kimse onu dergaha doğru odun yüklenmiş gelirken görünce pencereden müridlerinden birine hemen demiş ki:
    "Git Yunusa biraz eziyet et.
    Bak sana nasıl karşılık verecek."

    Bu mürid varıp Yunus'un arkasından yaklaşmış ve ayaklarına ve kalçalarına elindeki dikenli dalı Dergâh kapısına gelinceye dek sürttürüp durmuş. Öyle ki Yunusun her tarafı yara bere olmuş.

    Kapının önüne kadar hiçbir şey demiyor Yunus Emre ks. Kapının önünde o dervişe dönüp demiş ki:

  • "Bırak bunları ey can biz nefsimizi çoktan bizim köy'de bıraktık. İnsanların eziyeti bize dokunmaz."

    Bunu işiten Mürid doğru şeyhine koşmuş.
    Şeyh sormuş: "Yunus ne dedi?"

    Mürid: " nefsimizi bizim köy'de bıraktık." diyor.
    Şeyh demiş ki: "Demek hâlâ nefsini hatırlıyor. Olmaz, nefsini tamamıyla unutana kadar biraz daha eziyet devam çekmesi lâzım."

    Evet insan tamamıyla nefsinden geçmeden başkasını gerçekten sevmiş olamaz.

    Çok Insanlar geliyor bana.
    "Ne için geldiniz" diyorum.
    " Ya Şeyh biz İlahi Aşk ı arıyoruz onun için geldik" diyorlar.

    Aşk ı muhabbet bir makamdır o, en yüce makam. Kolay makam değil ki bu" diyorum onlara.
    Insanları sevmeyi bilmeden affetmeyi bilmeden erişemezsin o makama. Kim ki Allaha ulaşmaya ilahi Aşka taliptir, o kimse evvela Allahın yarattıklarına ünsiyet edecektir.
    Onları sevecek sayacak ve kusurlarını affedebilecektir.
    Niye?
    Çünkü insanın Allah ile ilâhi Aşk ile arasında yine diğer insan vardır. Insanları sevmeden Allah Aşkına ulaşılmaz.

    Lazım olan nedir?
    ilk evvela İnsanların kusurlarını affetmeyi hoş görmeyi öğrenmektir becermektir.

    Onun için Hak dostları öyle derler:
    "Dövme döverler,
    sövme söverler.
    Seversen severler ."
    Çünkü her söz her hareket bir Bumerang gibidir sonunda yine sana geri döner.

    Hikaye:
    Harun Reşit bahçesindeki bir gülü göstererek bahçıvanının buna çok özen göstermesini istemiş.

  • Bahçıvan bütün dikkat ve özeni gösterirken bir sabah geldiğinde bir bülbülün onun bütün yapraklarını parçaladığını, müdahale imkânı kalmadan da uçtuğunu görmüş. Korku ve heyecanla bunu Harun Reşit'e anlatmış.

    Harun Reşit "Merak etme evladım, bülbülün yaptığı yanına kalmaz." demiş.

    Aradan zaman geçmiş. Bahçıvan bahçede gezerken gülü parçalayan bülbülün bir yılan tarafından yutulduğunu görmüş. Yine durumu HarunReşide iletmiş.

    Harun Reşit yine "Merak etme evladım, yılanın da yaptığı yanına kalmaz." demiş.

    Bir süre sonra bahçıvan, bahçede gezerken yanından geçen yılanı kürekle vurarak öldürmüş.

    Harun Reşide bu durumu söylediğinde, Harun Reşit "Merak etme senin de yaptığın yanına kalmaz." demiş.

    Bahçıvan Harun Reşit'e karşı işlediği bir suç nedeniyle idama mahkûm edilmiş. İdamdan önce son diyecekleri sorulmuş. Bahçıvan "Harun Reşit'in gelmesini istiyorum.Bir çift sözüm var ona söyleyecek" demiş.

    Harun Reşit'e durumun iletilmesi üzerine Harun Reşit gelmiş. Bahçıvan son söz olarak, "Bülbül gülü parçaladı, yaptığı yanına kalmadı. Onu da yılan yuttu.

    Yılanın da yaptığı yanına kalmadı. Onu da ben öldürdüm. Benim de yaptığım yanıma kalmadı. Beni de siz idam ettiriyorsunuz.

    Peki, sizin yaptığınız yanınıza kalacak mı?" demiş.

    Harun Reşit derin derin düşündükten sonra
    "Yürü evladım, seni affettim." demiş.

    Ey dost!
    Sana kötülük yapanı affet.
    Affet ki sende affedilesin. Bu dünyada kimse kusursuz değil.

    Sev ki sevilesin. Say ki sayılasın.
    Bu bir Hak nasihattır her nefsin ilacıdır.

  • Tadı belki çok acıdır lakin neticesi baldan da tatlıdır.

    Bu kadar yetişir.
    Görüşme saatimiz dolmuştur.
    Soviel reicht.
    Die Behandlungszeit ist um...
    Allaha emanet ederiz hepinizi.

powered by webEdition CMS